14 Kasım 1883 de Tanabe - Wakayama eyaletinde dünyaya gelen O-Sensei, Çiftçi olan babası Yoroku Ueshiba’nın dördüncü çocuğu ve en büyük oğluydu. Ueshiba yedi yaşından sonra kendi bölgelerindeki Shingon mezhebine bağlı bir Budist tapınağı olan Jizodera’ya Konfiçyüs klasiklerini ve Budist metinleri öğrenmek için gönderildi.Ueshiba 13 yaşında Tanebe Yüksek İlkokulundan mezun oldu ve devlet ortaokuluna yazıldı. Ancak daha sonra ayrılarak Yoshida Abaküs Enstitüsüne gitti ve buradan mezun olarak Tanabe vergi dairesinde çalışmaya başladı. Daha sonra Tokyo’da ticaretle uğraştıktan sonra tekrar Tanabeye döndü ve orada çocukluğundan tanıdığı Hotsu Itokawa ile evlendi. 1903’te orduya katıldı. Burada süngü tekniği, sıkı çalışması ve dürüstlüğü nedeniyle “Askerlerin Kralı” Takma ismiyle anıldı. Rus savaşına katıldı ve üstün başarı göstererek çavuş rütbesine yükseltildi. Askerde boş zamanlarında Sakai’de ki Nakai Dojosuna devam ederek Yagyu-ryu Goto okulunun Jiujitsu tarzını öğrendi.

 

1907 de ordudan ayrılarak ailesinin yanına döndü ve Genç Erkekler Topluluğu’nun lideri oldu. Bu dönemde babası, Tanabe’ye gelen Judoka Kiyoichi Takagi‘yi Ueshiba‘ya hocalık etmesi için işe aldı ve çiftlik ambarını dojo’ya çevirdi. Ueshiba burada Kodakan tarzıJudo‘yu öğrendi. Aynı zamanda Nakai dojosuna devam etti ve Gotookulundan diploma aldı. Ueshiba 1912 yılına kadar çok sayıda yerel eyleme katıldı. Daha sonra Hokkaido adasına yerleşmek üzere 80 kişilik bir grupla Shirataki’ye yerleştiler. Buraya yerleşenlerle birlikte çok kötü olan araziyi yaşanabilir bir yer durumuna getirmek için zorlu doğa şartlarında büyük bir mücadeler verdirler. Bu dönemde ünlüDaito-ryu ustası Sokaku Takedaile tanıştı ve yoğun bir çalışma sonucunda Daito-ryu Jijutsu üzerine bir diploma aldı. 1919 yılının ortalarına doğru babası için Tanebeye döndü Yeni bir din olanOmoto-kyo‘nun öncüsü ve Chinkon Kishiniyle ünlü Onisaburo Deguchi ile daha ruhsal bir yaşam içine girme kararı aldı ve 1928 yılına kadar Onisaburo’nun yanında kaldı. Ancak 1920 yılında babasının ölümü Ueshiba için büyük bir darbe oldu ve duygusal bir bocalama devresine girdi. Bu süre boyunca Onisaburonun çeşitli ruhsal alıştırmalar yaptı. Burada bir Dojo kurarak Omoto-kyo izdeşçilerine başlangıç seviyesinde dövüş sanatları dersleri vermeye başladı. Bu arada Dojosundaki çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor ve çevrede çok iyi bir dövüş ustasının ünü yayılıyordu. Ueshiba Dojo‘sunda eğiteme devam ederken çiftçilik yaptığı Tennodaira bölgesinde ki yaklaşık dokuzyüz tsubo’nun yönetimini aldı. Bu arada ziraatle dövüş sanatları arasında yakın bir ilişi olduğunu farketti. Yüreğine çok yakın ve hayatında yeniden tekrarlanacak bir temanın varlığına olan inaçtı bu. Bu noktadan sonra Ueshiba dövüş sanatları çalışmalarını daha tinsel bir karakter içinde yürütmeye başladı. Bu yavaş yavaş Yagyu-ryu ve Daito-ryu Jijutsu geleneklerinden uzaklaşmasını, kanıtlanmış prensip ve teknikleri birlikte kullandığı kendi özgün yaklaşımını oluşturarak zihin, ruh ve beden arasındaki engelleri yıkmasını sağladı. 1922’de bu yaklaşım resmen “Aiki-Bujutsu” adını aldı ama halk içinde genel olarak Ueshiba-Ryu Aiki-Bujutsu olarak anıldı.

 

1924 yılında Onisaburo ile birlikte yeni ve dini kurallarla yönetebilecekleri bir dünya hükümeti hayali ile Mançurya’ya gittiler ama orada Çin birlikleri tarafında esir alındılar. İdam edilmek üzere beklerlerken Japon Konsolosluğu aracılığı ile kurtuldular ve Japonya’ya döndüler. Tekrar kaldığı yerden, çiftçilikle yaşamına devam ederken dövüş sanatları çalışmalarına devam etti. Bu arada Sojutsu (Mızrak Tekniği) ile ilgilenmesine rağmen kılıç ve Jiujutsu çalışmalarına devam etti.

 

1925 baharında bir deniz yüzbaşı ve Kendo Ustası (Kılıç Ustası) olan birinin dövüş davetini kabul etti ve dövüş başlamadan onu yendi. Çünkü inanılmaz bir şekilde kılıcın nereye ineceğini hissedebiliyordu. Bu karşılaşmadan hemen sonra yıkanmak için gittiği yerde ruh ile beden arasındaki dinginliği hissetti ve ilginç bir deneyim yaşadı. Birden bire altın bir ışıkla yıkandığını hissetti bu onun için eşsiz bir deneyimdi bir keşifti ve yeniden doğumu gibi oldu. Aynı zamanda evren ve kişinin birliği de onun için netlik kazanmış, AİKİDO‘nun dayandığı filozofik prensipleri tek tek anlamaya başlamıştı. Bu şekilde yaratısınınAiki-Bujutsu yerine Aiki-Budo olarak adlandırılması gerektiğine karar verdi. (Jutsu kelimesi yerine Do kelimesi eklenmesi Aiki dövüş sanatının anlamını yaşam tarzı anlamına dönüştürür.)

Aiki-Budo iyice tanındıkça daha fazla sayıda ayrıcalıklı bir çok insanında ilgisini çekmeye başlamıştı. Bunların arasında Amiral Isamu Takeda vardı ve Ueshiba‘yı hükümdarlık sarayına davet ederek orada bir gösteri yapmasını istemiş ve Ueshiba sarayda yirmi bir gün kalmıştır. 1930 Ekim ayında Judo’nun yaratıcısı ve Kodokan‘ın öncüsü Jigaro Kano, Ueshiba’yı ziyaret etti ve sanatından çok etkilenerek iki öğrencisini Aikido çalışmak üzere Ueshiba‘nın yanına gönderdi. Nisan 1931’ de tam kapasiteli ve 80 kişilik Aiki-Budo Dojosu Kobukan, bugün merkez dojo’nun olduğu Wakamatsu-cho’da resmen açıldı. 1932’de Japon savaş sanatları tanıtım topluluğu kuruldu ve Morihei Ueshiba başına getirildi. Mayıs 1933’te tam gün eğitim veren bir salon olan Takeda Dojosu, Hyogo valiliğinde kuruldu. Bir çok insan buraya gelerek tarım ve savaş sanatlarının ideal birleşimi üzerine eğitim almaya başladılar. Artık Morihei Ueshiba savaş sanatları dünyasında tanınan biri olmuştu. Bir çok geleneksel savaş sanatlarında da usta olan Ueshiba, kendine özgü yaratısı olarak “ruh, zihin ve bedenin Aiki’deki birleşimi” olan Aiki-Budo ile de toplumun ilgisini çekiyordu.

Eylül 1939 da Ueshiba savaş sanatları gösterisi yapmak üzere Mançurya’ya davet edildi. Orada eski bir Sumo güreşçisi olan Tenryu ile karşılaştı ve onu tek bir parmağı ile yendi. Daha sonra İwama’ya dönen Ueshiba orada kendisinin adına Aikido Ubuyası (doğum odası) ya da kutsal yer dediği yerin yapımına başladı. İçinde Aikitapınağı ve açık bir Dojo’nun bulunduğu ve muhteşem oymalarla süslü kompleks 1944 yılında tamamlandı. 1954’te Aikido merkezi Tokyo‘ya taşındı ve Tokyo Dojo‘su Aikikai Kuruluşunun resmi adını aldı; AİKİDO HOMBU DOJO.


28 Şubat 1961 de Hawaii Aikikai’nin daveti üzerine ABD’ye gitti ve bu ziyeret esnasında “Gümüş bir köprü kurmak için geldim. Şimdiye kadar Japonya da ülkemi birleştirecek bir altın köprü kurmağa çalıştım ama bundan böyle uyum ve sevgiyi içeren Aikido sayesinde dünyanın farklı ülkelerini bir araya getirecek köprüler kurmayı diliyorum.” demişti. 15 ocak 1969’da Ueshiba Hombu Dojo‘nun yeni yıl kutlamalarına katıldı.


Gayet sağlıklı görünmesine rağmen fiziksel durumu giderek ağırlaştı ve 26 nisan 1969 akşam üstü saat 17:00 de öze geri döndü.
 

 Morihei  UESHIBA - 植芝盛平

O - SenseI

DOJO

2 Mart 1933 – Osaka doğumlu olan Nobuyoshi TAMURA, Aikido’nun kurucusu O-SENSEİ ile birebir çalışmış ve en seçkin öğrencilerinden biridir. Babası da aynı zamanda bir Kendo eğitmeni olan Tamura Shihan, 1953 yılında HOMBU DOJO’ya “Uçi-deşi (Hayat boyu öğrenci)” olarak girmiş ve O-Sensei’n gözde 5 öğrencisinden biri olmuştur.

 

HOMBU DOJO’daki 10 yılı aşan öğreniminin ardından bizzat O-Sensei tarafından 1964 yılında Fransa – Marilya’ya “balayı” için gönderilen N.Tamura, (Hombu dojo’nun öğrencisi olan Rumiko-San ile evlenmiştir.) hiçbir bağlantısı ve çok az sayılabilecek Fransızca bilgisi ile bu ülkede Avrupa Aikido’sunun ilk temellerini atmaya karar vermiş ve bu temellerini ilerleyen yıllarda, Fransa’nın VAR kentinde kurduğu SHUMEIKAN dojosunda devam ettirmiştir.

 

1980 yılında, tamamen bağımsız olan Fransa Aikido ve Budo Federasyonunu kuran N.Tamura, Fransa başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde Aikido’nun tanıtımı ve yaşatılıp – ilerleyebilmesi için çalışmalarına hız kesmeden devam etmiştir. Tüm bu başarıları ve özellikle Fransa’ya yapmış olduğu değerli katkıları sebebiyle de, Fransa Cumhuriyeti tarafından kendisine 1999 Yılında “Chevalier de l'ordre National du Mérite – Ulusal Liyakat Şövalyelik Nişanı” verilmiştir.

 

Aikido üzerine dört adet Fransızca eser yazan N.TAMURA Sensei, Ülkemizi de 2007 ve 2009 yıllarında seminer vermiş olan N.TAMURA Shihan, 9 Temmuz 2010 günü ebedi yolculuğuna çıkmıştır.Yazmış olduğu eserlerden bazı alıntılar ise şu şekildedir;

 

“Güce bağlanmayın. Bujutsu’da tekniklerin etkili oluşuna ve gücüne önem versek de en önemlisi bunun bile aşılmasıdır. Aikido calışması karşımızdakileri yaralamaya ya da çalıştırmamaya donüşmemelidir. Aikido’da kullanılan güç Evren kurallarının uygulanmasıyla doğar. Ne kadar güçlü olursa olsun, buna karşı gelen kişi zaferi tadamaz. Aikido, Evrenin işleyişinin incelenmesidir. Bunun karşıtı olan yollara girilmemelidir.”

 

“Hiç şüphesiz Aikido eğitimi söz konusu olduğunda en önemli şey iyi bir hocadır. Eğitimci teknik açıdan cok çalışmalı ancak ruhsal ve ahlaki açıdan daha da ileri gitmelidir. Gönül gözünü açarak öğrencilerine iyi bir örnek olmalıdır.”

 

“O Sensei bir okul öğretmeni gibi öğretmezdi. Onun eğitme tarzı bana klasik Budo eğitiminden de farklı görünürdü. Onunla çalışırken dikkatiniz asla dağılmazdı. Kendini tanıma yoluyla Aikido’yu kurarak barış dolu bir dünyaya giden yolu açtı. Kamiza’ya dönerek güçlü ve net sesiyle söylediği Noritolar (Shinto ilahileri) ve tavrı herkesi derinden etkilerdi… Asla teknikleri açıklamaz ve geldiği gibi dojodan yok olurdu. Böylece bizi çalışmaya, keşfetmeye, daha iyi bakmaya ve görmeye zorlardı.”

 

nobuyoshi  tamura - 田村 信喜

Tamura SHIHAN

 

 

Savaş sanatlarıyla henüz 15 yaşındayken tanışan Nebi Vural, 1951 yılında Türkiye’de doğmuştur.

 

Yüksek tahsiline devam etmek üzere gittiği Fransa’da, 1973 yılında Nobuyoshi Tamura Shihan ile tanışmış ve o tarihten itibaren Tamura Shihan’ın öğretisine kendini adamıştır. Japon ustalara çok yakın, çalışkan ve Hocasına yürekten bağlı bir öğrenci olan Nebi Vural Sensei, mükemmel bir takipçi ve forma saygı örneği olarak tanınmıştır.

 

Türkiye Aikido ve Budo Sanatları Federasyonu Teknik Direktörlüğü görevinin yanı sıra, birçok ülke federasyonunda “Teknik Danışman” olarak görev almaktadır. En önemli görevi, Aikido eğitmenlerinin eğitimlerini vermektir.

 

Uzun yıllardır, Aikido’yu yaymak ve eğitmenleri eğitmek için her hafta, Avrupa ve Asya’nın farklı bir ülkesinde eğitim vermektedir.

NEbi vural

SenseI

agatsu

GERÇEK ZAFER, KİŞİNİN KENDİSİNE KARŞI KAZANDIĞI ZAFERDİR

正勝吾勝 - Masakatsu Agatsu

 

ALL RIGHTS FOR THE PHOTOES RESERVED TO SEIER&SELERS

designed by Aykut SENGUL