Hocalarımız:
Yüzeysel anlamıyla rakibin gücüne (ki) uyum sağlama (ai) yolu (do) diyebileceğimiz Aikido, derindeki anlamıyla evrendeki yüce güce (ki) uyum sağlama (ai) yoludur (do). Aikido teknikleri...  >>>
"Ai" kelimesi hem uyum hem de sevgi anlamını taşır. Bu yüzden özgün Budo'ma Aikido adını vermeyi kararlaştırdım.   >>>
Budo, hem Japon Savaş Sanatları geleneğinin geneli için hem de Morihei’nin zaman içinde Aikido’ya dönüşen özel Aiki–Budo’su için kullanılmıştır.  >>>
Samuraylar, hem imtiyazları hem de zorunlulukları olan insanlara dönüştüler. Kanuni olarak, kendine saygısız davranan herkesi öldürme yetkisine sahip olan Samuray, bir gün kendinin de... >>>
Hızlı veya yavaş olsun bir zaman ölçüsü yoktur. O anda Aikido’da direnç yoktur. Ama direnç olmamasına rağmen, daima zaferle sonuçlanır.  >>>
Ki, yaşam gücüdür. Yaşam gücünüzü artırmanız demek, en basit anlamda daha canlı duruma gelmeniz demektir. Bu oldukça arzu duyulan bir durumdur; çünkü daha canlı olduğunuzda ölmeniz de daha güçleşir. Bedeninizin...   >>>
Kişinin hayatında, çalışma uğraşının kademeleri vardır. En alt kademede, kişi çalışır ama bundan bir şey çıkmaz ve hem kendinin, hem de diğerlerinin beceriksiz olduğunu hisseder. Bu noktada, o kişi...   >>>
Aiki herhangi bir savaş sanatının en üst aşamasıdır. O, dışsal bir gösteri değildir; düşmanınızı ne tavırlarınızla ne de görünüşünüzle korkutursunuz. Aiki, daha çok dışsal bir gösterinin olmaması durumudur.   >>>
Gerçek Aikido sevgidir. Doğasında hayat vardır, şiddet ve ölüm yoktur. Sevgi herşeyin koruyucusudur. Onsuz hiçbir şey mevcut olamaz. Aikido sevginin...   >>>
Aiki'nin yüce tekniklerinde ustalaş ki, hiçbir düşman seninle karşılaşmaya cesaret edemesin.   >>>
Budo, gerçek, erdem ve güzelliğe götüren Tanrılar tarafından oluşturulmuş yüce bir yoldur; evrenin sınırsız...   >>>
Çok az kişide bulunur bir yeteneğe sahip olan O Sensei Ueshiba, eski savaş sanatları okullarının temel tekniklerini Daito okuluna getirdi ve kendi...  >>>
Aktivitelerimiz:
Aikido Teknikleri:
Aiki'nin yüce tekniklerinde ustalaş ki, hiçbir düşman seninle karşılaşmaya cesaret edemesin.   >>>
Kişinin hayatında, çalışma uğraşının kademeleri vardır. En alt kademede, kişi çalışır ama bundan bir şey çıkmaz ve hem kendinin, hem de diğerlerinin beceriksiz olduğunu hisseder. Bu noktada, o kişi...   >>>
Bir savaşçı düşmanıyla karşılaştığı an, her şey onlara hizmet eder öğrenmeye daha çok odaklanmaları için.   >>>
Aiki herhangi bir savaş sanatının en üst aşamasıdır. O, dışsal bir gösteri değildir; düşmanınızı ne tavırlarınızla ne de görünüşünüzle korkutursunuz. Aiki, daha çok dışsal bir gösterinin olmaması durumudur.   >>>






Aiki: Hükmedici Ruh

Aiki sözcüğü, kiai’yi oluşturan aynı yazı karakterleriyle, fakat karakterlerin yeri değiştirilerek yazılır. Bu sözcük, sözlük anlamında “karıştırıcı (harman edici) ruh” olarak tercüme edilebilse de, bu sözcüğe bir eşitlik duygusu ekleme hatası yapmayın.

Kiai sizin içinizde olan bir şeydir; yalnızken bile bir kiai durumu yaratabilirsiniz. Buna karşın aiki, kiai’nizi düşmanınızın üzerine taşımanızdır Aşırı derecede güçlü, o kadar güçlü ki, kiai olarak tanımlanabilecek bir ki’ye sahip olduğunuzda, bu durum düşmanınızı etkiler. Sizin inanılmaz ruhsal gücünüzü hissettiğinde saldırma arzusu zayıflar. Bel ki de en iyi aiki tanımı Takeda Sogaku tarafından yapılmıştır. “Aiki, düşmanınızı küçük bir bakışla yenme sanatıdır.”

Aiki’yi kullanılır bir yeteneğe dönüştürmek kademeli bir süreçtir. Kılıç ustaları tarafından yaratılmış olsa da, kılıç sanatı aiki’yi öğrenmenin en hızlı yolu değildir. En iyisi bir jujutsu sistemi, özellikle Daito-ryu’dan türemiş olan bir jujutsu sistemidir. Bunun nedeni, karate gibi diğer savaş sanatlarında teknik yetenek yerine gücü ya da hızı kullanıp başarıya ulaşabilecek olmanızdır. Buna karşın Daito-ryu ad aikijujutsu gibi sistemlerde, büyük dirençlere karşı bile yumuşak ve yavaş bir şekilde çalışmaya yönlendirilirsiniz. Güç ya da hız kullanmanıza izin verilmediği için aiki’niz gelişmeye zorlanır.

Aiki’yi geliştirmenin birinci aşaması, yeni bir teknik öğrenip , bu tekniği mükemmel bir duruma getirinceye dek belli bir eş ile çalışmanızdan meydana gelir. Ardından farklı eşler seçer ve tekniği herkese karşı uygulayabileceğinize emin oluncaya dek çalışırsınız.

Üçüncü aşama, sizi ilk çalışma arkadaşınıza geri döndürür. Şimdi, siz tekniği çalışırken o da yavaş yavaş direncini artırır. Bunu ağır bir şekilde, asla başarısızlığa uğramanıza izin vermeden yapar. Tekniği, çalışma arkadaşınızın en büyük direncine karşı bile yapabilir duruma geldikten sonra, bu süreci başka eşlerle tekrarlarsınız.

Sonunda bu tekniği herkese karşı, ne kadar büyük bir direnç uygulasın yapabileceğinizi bildiğiniz bir düzeye ulaşırsınız. Bu düzeye ulaştığınızda doğal olarak, tekniği uygulamak için kullandığınız çabanın miktarı da azalmaya başlayacaktır. Çünkü artık, başarıya ulaşacağınızı ve bu nedenle o kadar çaba harcamanıza gerek olmadığını bilirsiniz.

Aiki’niz işte bu noktada gelişmeye başlar. Rakibiniz, sizin kendisiyle yalnızca oynadığınızı, kazanacağınızı bildiğinizi ve kendini ciddi bir tehlike olarak bile düşünmediğinizi hissedecektir. Bu, rakibinizin kendini çaresiz hissetmesine neden olacaktır. Kazanma şansının olmadığı ve bu nedenle denemenin de yararı olmadığını anlayacaktır. Onun cesaretini kıran bu durum, sizin kazanmanızı daha kolaylaştıracaktır; böylece gösterdiğiniz çaba daha bile aza inecektir. Bu süreç, küçük bir bakışınızın bile düşmanınızın teslim olmasına neden olacağı bir noktaya ulaşıncaya dek devam edebilir.

Kendinize duyduğunuz güvenin bir görüntüsü olarak yaydığınız aura, kiai’dir. Bunun, karşınızdaki insanın savaşma arzusunu yok eden düşmanınız üzerindeki etkisi ise aiki’dir. Siz kiai’yi hissedersiniz, karşınızdaki insan ise aiki’yi hisseder.

Eğer bunun çok gizemli bir şey olduğunu ve savaşın aiki ile kazanılamayacağını düşünüyorsanız, ailelerin, çocuklarına karşı her gün bu yöntemi kullandıkları gerçeğini göz önünde bulundurun. Yöntem aynıdır, aradaki tek fark ikisinin dereceleridir. Feodal general Minamoto Yoshiie’in bu sanatta nihai bir aşamaya ulaştığı söylenir. Yoshiie, Japon tarihindeki en büyük savaşçıydı ve Hachiman Taro, yani “savaş tanrısının en büyük oğlu” olarak bilinirdi. Efsaneye göre, tüm orduya emir vermesi için yalnızca atının eğerlenmesini emretmesi yeterli oluyordu.

Aiki’ye ilk kez, Japon kılıç okullarının eski parşömen kayıtlarında rastlanmaktadır. Bu tümüyle doğal bir şeydir ve yaşamın kendisi kadar eskidir; buna karşın, aiki’yi geliştirmek için kullanılan resmi bir yöntem yalnızca dojo’da bulunur. Fakat her dojo’da bulunmaz. Yalnızca, daha eski ve daha geleneksel ryu’ları öğretenlerde bulunur. Bu tür dojo’larda savaş teknikleri yalnızca aiki‘yi elde etmeye yarayan araçlar olarak görülürler. Daha modern okullarda ise, ya kişinin kendini koruması ya da spor karşılaşmaları nedeniyle teknikler başlı başına öyle bir önem kazanmışlardır ki, bu amaç ortadan kalkmıştır. Ancak bu, aiki’nin modern bir okulda asla görülemeyeceği anlamına gelmez. Buna karşın modern bir okulda görüldüğünde, genellikle eğitimin bir amacı olarak değil kaza ile oluşmuş bir yan ürün olarak ortaya çıkar. Ayrıca bu, modern okulların yaklaşımlarının hatalı olduğu anlamına da gelmemektedir. Aiki’yi elde etmek on yılları gerektirir ve bu, pek çok insanın zevkine uygun değildir. Öğrencilerin çoğu için hemen elde edilen sonuçlar, geleceğe ait elle tutulamayan birtakım vaatlerden daha değerlidir.

Aiki, yalnızca modem Aikido sanatıyla değil, tüm geleneksel Japon savaş sanatlarıyla ilişkilidir. Modern Aikido’nun aiki öğretisi ile tarihi bir bağlantısı olmasına karşın, hem teoride, hem de pratikte öylesine hafifletilmiştir ki, gerçek ile arasında pek az ilişki vardır. Aikido’nun aiki gücünü geliştirecek şekilde hazırlanmış bir dizi çalışma olduğu düşünülmektedir. Oysa birçok modern Aikido okulunun günümüzde öğrettiği şey Daito-ryu‘dan alınma yumuşatılmış tekniklerin üzerinde yükselen çok yumuşak bir tür jujutsu’dur. Bu durum, sanatı kişisel bir eğlence dışında hemen hemen kullanışsız duruma getiren sahte ruhsal öğretilerin bol miktarda kullanılmasıyla daha da sulandırılmaktadır. Bu tür durumların nedeni, insanların çoğunun Ueshiba Sensei’yi elli yaşlarında bir kaplan gibi değil de, seksen yaşlarında nazik bir adam olarak anımsamalarıdır. Bu insanlar, Ueshiba Sensei’nin “Aikido’nun yüzde 99’u vuruştur” sözünü kolayca unutmaktadırlar. Ueshiba Sensei, aiki’yi kesin olarak anlamış yegane ustaydı, fakat ne yazık ki eğitimindeki eksikler, bu bilgisini öğrencilerine aktarabilme yeteneğini pek çok açıdan kısıtlardı.

Aiki herhangi bir savaş sanatının en üst aşamasıdır. O, dışsal bir gösteri değildir; düşmanınızı ne tavırlarınızla ne de görünüşünüzle korkutursunuz. Aiki, daha çok dışsal bir gösterinin olmaması durumudur. Bir şey yapmazsınız, çünkü düşmanınız bir şey yapmanızı gerektirecek kadar önemli değildir. Onu yenmek için yalnızca varlığınız yeterlidir.

 

Kaynak; Frederick J. LOVRET, Japon Gücünün ve Stratejisinin Sırları