DOJO

“Budo’nun en önde gelen düşmanları kızgınlık, tereddüt, korku, şüphe, küçümseme ve övünmedir. Aksine ruh yüceliği ve cesaret güçlendirilmelidir. Kazanılması gereken yegane zaferin kendinize karşı olduğunu aklımızdan çıkmamalı.” - N. TAMURA

agatsu

正勝吾勝 - Masakatsu Agatsu

GERÇEK ZAFER, KİŞİNİN KENDİSİNE KARŞI KAZANDIĞI ZAFERDİR

 

ALL RIGHTS FOR THE PHOTOES RESERVED TO SEIER&SELERS

designed by Aykut SENGUL

KENDİNE KARŞI ZAFER

 

- Bu adam dünyayı fethetti. Sen ne yaptın?

Filozof bir an duraksamadan cevapladı: “Ben dünyayı fethetme ihtiyacımı fethettim.

                                                                                            (Steven Pressfield, Virtues of War)

 

          Pek çoğumuz kendimizi seviyoruz ve dünyayı fethetmeye çalışıyoruz. Başka deyişle, istek ve düşüncelerimiz bencillikle malul ve bu isteklerin peşinden koşarken yaşamı ıskalıyoruz. Aslında bunun tam tersini yapmamız gerekiyor: Dünyayı sevmek ve kendimizi fethetmeye çalışmak.

 

         Kendini fethetmek deyince, aslında felsefî, psikolojik ve hatta teolojik pek çok itirazla karşılaşabiliriz: İnsanın bazı parçalarının kendi başlarına hareket ettiği yanılgısı bunlardan biri. Dişimizin ağrıdığı, gözümün gördüğü, kulağımızın duyduğu, karnımızın acıktığı gibi. Ya da kendi içimizde iki tane benlik varmış da bunlar birbirleriyle savaşıyormuş gibi. Ya da isteklerle değerlerin karşı karşıya gelmesi ve bunların çatışması gibi (abur cubur yemek isteğine karşı sağlık, kolay para kazanma isteğine karşı dürüstlük). Bu fenomenler bakımından hangi tarafta olduğumuz önemli değil. Ancak insanın karşısına kendisini, isteğin karşısına değeri, ahlakın karşısına ahlaka aykırılığı, basal ganglia karşısına prefrontal korteksi koyarak bir ikilik ve çatışma yaratmak amacında değilim. Bir bütün olarak insanın karşısına kendisinin daha iyi bir halini koyarak bir birlik, uyum ve böylece içsel bir motivasyon yaratmaktan bahsediyorum.

 

          Dojomuz, adını Japonca “Masakatsu Agatsu - 正勝吾勝” deyişinden alıyor. “Gerçek zafer kişinin kendisine karşı kazandığı zaferdir”. Bu prensibe, Aikido’nun kurucusu Morihei Ueshiba’nın çok değer verdiği rivayet ediliyor. Olmak ya da olmamak, bütün mesele ise, kanımca insanın kendisini eğitmesi bu meselenin özünü teşkil ediyor. Bu deyişe yakın, Latince bir deyiş de var: Bis vincit qui se vincit in victoria. Orijinal söyleyişe mümkün olduğunca yakın kalarak “İki kere muzaffer, zafer kazandığında kendine hakim olan kimse” şeklinde tercüme edilebilir. Ancak zaman içinde, kendine karşı kazanılan zaferin başkasına karşı kazanılandan daha önemli olduğu şeklinde anlaşılmaya başlandığını görüyoruz.

 

         Aikido bazen “uyumlu enerji yolu” gibi pek de anlamı olmayan şekilde ifade ediliyor. Oysa buradaki 合 Aİ (sevgi, uyum) kelimesi, 気 Kİ (nefes, enerji) kelimesi ile birleşerek bir terim oluşturuyor. 合気 AİKİ “hükmeden ruh” anlamına geliyor. Buradaki hükmeden ruh metafizik bir göndermeyi ifade etmiyor, tamamen doğal olan ancak çok çalışma ve tekrar ile elde edilebilen bir özelliği ifade ediyor. İnsanın başkasını kontrol etmesi, şartlar ne olursa olsun karşısındakini yenmesi anlamında, 合気術 Aiki-jutsu kullanımında bunu görebiliriz. Aikijitsu, insanın başkalarına hükmederek kazanması anlamına geliyor. 合気道 Aiki-do ise Aiki-jitsu’nun nihai gerçeğini ifade ediyor, hükmeden iradenin insanın kendine yöneltilmesini.

 

Başkalarını alt etmenin kestirme yolları var, herkesin şartları bu konuda eşit değil.

Ancak kendini yenmenin kestirme bir yolu yok.

Herkes eşit, herkes çok çalışmak zorunda, herkes hayatı boyunca çalışmaya devam etmek zorunda.